Tüp Bebekte Başarıyı Etkileyen Faktörler
Türkiye’de uygulanan tüp bebek tedavilerinde kullanılan son teknolojilerin Avrupa ve ABD düzeyinde olması buradaki tedavilerin de başarı oranını arttırıyor. Son yapılan çalışmalarla yenilenen genetik testler, embriyo, yumurta ve sperm dondurma işlemlerindeki ilerlemeler, mikro akışkanlı çip uygulaması, serum tedavisi gibi önemli ve başarılı çalışmalar Türkiye’de de uygulanmaktadır. Bu çalışmaların hepsi en kaliteli embriyoyu en uygun zamanda ve şartlarda transfer ederek hamilelik ihtimalini arttırmaktır.
Tüp Bebekte Başarı Nelere Bağlıdır?
1. Anne Adayının Yaşı
Anne adayının yaşı tüp bebekte başarıyı etkileyen en önemli etkenlerin başında yer alır. Kadının yaşı ilerledikçe tüp bebekte başarı oranı azalıyor. Yaş ilerledikçe; yumurtalıkların yaşlanması, döllenme oranında azalma, rahim iç zarının döllenen yumurtayı tutma yeteneğinin azalmas, endometriozis hastalığı ve miyomların görülme sıklığının artması, doğurganlığı etkileyebilecek cerrahi operasyonlar gibi sorunlar gittikçe ortaya çıkmaktadır.
2. Kilo
Aşırı kilonun doğurganlığı olumsuz bir şekilde etkilediği yapılan araştırmalarla orta koyulmuştur. Kadınların ideal kiloda olmaları ve sağlıklı beslenmeleri doğurganlığı koruyucu bir etkendir. Aynı şekilde çok zayıf olmak da anne adayları için risk oluşturan bir durumdur.
3. Sigara
Sağlıklı bir yaşam tarzını engelleyen sigara, anne adayları için ayrıca risk oluşturmaktadır. Sigara hem gebe kalmayı engellediği gibi hamilelik sürecini ve dünyaya gelecek olan çocuğun sağlığını da tehlikeye atıyor.
4. Stres
Çağımızın en önemli sorunlarından olan strese anne adaylarının maruz kalması hamile kalma sürecini olumsuz etkiliyor. Ebeveyn adaylarının bebek sahibi olmayı istedikleri hâlde olumsuz sonuçlar alması zaten bir stres faktörüdür. Bu dönemde gerekirse psikolojik destek alınılmadır.
5. Enfenksiyonlar
Vajina enfeksiyonları; mantarlar, bakteriler veya bazı parazitler sonucu ortaya çıkabiliyor. Kadından erkeğe de geçebilen vajina enfeksiyonları erkekte sperm canlılığı ve hareketliliğini etkileyerek infertiliteye yani kısırlığa neden olur. Anne adayları, bu tür problemler yaşıyorsa en kısa zamanda gerekli tedaviye başlaması gerekir.
6. Hormonal Bozukluklar
Süt hormonu diğer adıyla prolaktin beyindeki hipofiz bezinden salgılanmaktadır. Tiroid bezi hastalıkları ve prolaktin hormonundaki fazlalık infertiliteye yani kısırlığa yol açmaktadır. Bu tedavi edilebilir bir durumdur.
Polikistik over hastalığı ve bu hastalığın yol açtığıi insülin hormonu artışı infertilite veya düşüğe neden olabilir.
Doğuştan veya sonradan ortaya çıkan bağışıklık ve pıhtılaşma sistemine dair sorunlar da kısırlığa yol açabilir. Bunların teşhisi ve tedavisi, tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen faktörlerdendir.
7. Yumurta Rezervleri
Yumurtanın yaşlanması gebelik ihtimalini zorlaştırır yani döllenme için yumurtanın genç kalması gerekir. Bundan dolayı kadınlar için ” yumurta rezervleri” çok önemlidir.
Yumurta Dondurma Nedir?
Yumurta dondurma işlemi, kadının yumurtalığından alınan yumurtanın (oosit) saklanarak ileride kullanılabilmesi için dondurulmasıdır. Kadın yumurtalıklarından vajinal ultrasonografiyle toplanan yumurtaların laboratuvar şartlarında vitrifikasyon yoluyla dondurulduğu bu yöntem, yumurtaların 5 yıl saklanmasını sağlamaktadır.
Kimler Yumurta Dondurabilir?
Sağlık Bakanlığı, başta yalnızca kanser tedavisi görecek hastalara yumurta dondurma izni veriyordu. Ancak yeni yönetmeliğe göre yumurta rezervi düşük olan tüm kadınlara “yumurtalarını dondurma hakkı” veriliyor. Yumurta rezervi düşük olan genç, evli, bekâr her kadın yumurtalarını dondurup istediği zaman kullanabiliyor. Sağlık Bakanlığınca yumurtalar, 5 yıl dondurulabiliyor ve kişi, 5 yılın sonunda kendi rızasıyla bu süreyi uzatabiliyor.
Sperm Faktörü
Erkeklerde sperm kalitesi, sayısı, morfolojik olarak sağlıklı olması ve hareketliliği hamilelik için önemli etkenlerdendir. Spermiyogram testi ile ortaya konulan sorunlara bağlı olarak uygulanacak tedavi tüp bebek tedavisinde önemli bir fakttördür.
Genetik Tanı Testi: PGT
Tüp bebek tedavisinde embriyoya ait hücrelerin girişimsel yöntemlerle elde edilerek genetik hastalıklara ya da kromozom sayısına yönelik tanı ve tarama işlemlerinin yapılması sağlıklı hamilelik ve bebek elde etmek için çok önemli. Özellikle anne yaşı ilerlemişse genetik testler daha da hayati önemlidir. Hamilelik öncesi yapılan bu testler, implantasyon öncesi genetik tanı/tarama (PGT) olarak adlandırılmaktadır. PGT yönteminde anne adayından elde edilen yumurta ve baba adayından toplanan spermden mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemi ile meydana getirilen embriyolardan normal kromozom sayısına sahip olanı anne rahmine yerleştirmek hedeflenir. Bu sayede kromozom sayısına bağlı bozukluklar sebebiyle oluşan düşüklerin azaltması amaçlanır.
Blastosist Transferi
Tekrarlayan başarısız tüp bebek vakalarında kullanılan başka bir yöntem de embriyoları 5. 6. güne kadar büyütüp tutunma şansı daha yüksek olan embriyoları belirleyerek transfer etmektir. Blastosist adı verilen bu evreye gelen embriyoların tutunma yeteneği daha yüksektir ve daha az embriyo transfer edilerek çoğul gebeliklerin önüne geçebilir. Bu işlemde 1 ya da 2 embriyo transfer edilerek hem hamilelik elde etme şansı daha yüksek hem de üçüz gebelik ihtimali ortadan kaldırılabilmektedir. Blastosist transferindeki bir başka avantajsa yavaş gelişen, kötü embriyolar 5. güne gelene kadar kendilerini gösterdiklerinden otomatik olarak elenmektedir. 2. ve 3. günde erken transfer edilen ve iyi olduğu düşünülen embriyolar, blastosist döneme gidildiğinde kendiliğinden devre dışı kalabilirler. Bundan dolayı blastosist transferi, tüp bebek tedavisinde başarısız sonuç alan çiftler için alternatif bir yöntemdir.